Kışın En Sıcak Habercisi: Salep!

Eğer cadde üzerinde yürürken kafelerin önünde boy boy afişini görmeye başladıysanız, soğuklar bastırmış demektir. Arkadaşlarla birlikte bu soğuk havaların tadını çıkarmanın en güzel yolu salepten geçer.

Peki, salep nasıl bir bitkiden elde edilir? Salep, orkide ailesinin bir üyesidir. Toprağın altında bulunan yumruların toplanarak toz haline getirilmesi sonucu salep elde edilir. Türkiye’nin genelinde yetişebilen bir bitki salep. Ancak verimliliğin daha çok olduğu iller İzmir, Aydın, Muğla, Antalya ve çevresi, Mersin’in Silifke İlçesi, Adana, Kahramanmaraş, Kastamonu civarı, Yozgat, Van ve çevresi, Burdur ve Safranboludur.

Eğer bu soğuk havalarda dışarı çıkmaya üşenirseniz, sizin için ev usulü salep tarifi hazırladık;

Gereken malzemeler:

  • 1 litre soğuk süt
  • 1 yemek kaşığı toz salep
  • İsteğe bağlı toz şeker
  • Toz tarçın
  • İsteğe bağlı ufalanmış ceviz

Hazırlanışı:

  • Sütü geniş bir tencereye boşaltıp ocağa koyun ve kaynamaya bırakın.
  • Geniş bir kase içerisinde toz salebi ve toz şekeri karıştırın.
  • Süt kaynadıktan sonra altınızı kısın ve şekerle salep karışımınızı yavaş yavaş süte boşaltın.
  • Bu karışımı süte eklerken topaklaşmasını engellemek için tel çırpıcı ile sütü yavaş yavaş karıştırın.
  • Salep kıvam alana kadar karıştırmaya devam edin.
  • Köpük olmaya başlayınca altını kapatın ve bir kepçe yardımıyla bardaklara doldurun.
  • Üzerine toz tarçın ve isteğe göre ufalanmış ceviz ekleyerek servis edin.

 

Salep; içtikçe içi ısıtan, muhabbeti koyulaştıran ve öksürüğe çare bir mucizedir. Afiyet olsun. 🙂

Kışın Hastalıklara Karşı Adeta Çelik Kalkan olan 5 Harika Meyve!

Bildiğiniz gibi kış günlerinde hastalıklar bir türlü peşimizi bırakmaz. Otobüsler, okullar, iş yerleri gibi kalabalığın olduğu yerlerde hastalıklar çok çabuk bulaşır. Hal böyle olunca biz de çareyi kış meyvelerini bol bol tüketerek bulmaya çalışırız.

Dedik ki; havalar soğuk, hastalıklar da kapımızdaysa hangi meyveleri yiyerek kışı sapasağlam atlatırız? İşte karşınızda arşivlik liste?

1-Nar:

giphy-6

“Pazardan aldım bir tane eve geldim bin tane” bilmecesini hepimiz duymuşuzdur. İşte narın sırrı tam da burada; tane tane oluşunda. Her bir tanede şifa var. Narın faydaları ise saymakla bitmez ama içerisinde barındırdığı yararlı biyoaktif bileşenler sayesinde mükemmel bir antioksidan görevi görmektedir. Bizce bu soğuk kış günlerinde en yakın arkadaşlarınızdan birisi nar olmalı. Fakat ne yazık ki nar gerektiği kadar tüketilmiyor. Sebebi ise yenmesinin zor olması. Bizce narı portakal sıkacağında sıkabilir, suyunu da rahatlıkla içebilirsiniz. Afiyet olsun 🙂

2-Greyfurt:

giphy-10

Turunçgillerden en az rağbet gören üyelerinden birisidir belki de greyfurt. Tadının hafif acımtırak hafif ekşimsi olması nedeniyle çok tercih edilmeyen, genelde meyve suyu sıkarken araya sıkıştırılan yardımcı bir meyve gibi dursa da aslında greyfurt mükemmel bir C vitamini deposu. Grip, nezle ve soğuk algınlığına karşı vücudunuza direnç katmakla birlikte gün içerisinde enerjinizi de artırır.

3-Kivi:

giphy-8

Tüylerine dokunduğunuzda içinizi hoş eder, soyduğunuzda ise kokusu ve rengiyle gönlünüzde taht kurar. Küçük olması sizi yanıltmasın, günlük almanız gereken C vitaminin neredeyse 2 katını size sunar. Bununla da kalmaz, lif bakımından zenginliğiyle de kışın hareketsizlikten oluşan sindirim problemlerinizi çözmenizde yardımcı olur.
4-Portakal:

giphy-9

Raflara düşmesiyle birlikte kışın geldiğinin kanıtı olan meyvedir. Turunçgillerin en popüler üyesi. Bu nedenle de adeta bir C vitamini bombası. Kesinlikle her eve girmesi gereken bir şifa aracı. İster suyunu için, isterseniz dilimleyip yiyin. Kabuklarını da, eğer varsa, sobanızın üzerinde çıtır çıtır kızartıp odanızı misler gibi kokutun.

 

5-Mandalina:

giphy-11

Portakalın kardeşi olarak gördüğümüz mandalina turunçgillerin en küçük üyesi. İçinde barındırdığı A, B ve C vitamini ve mineraller sayesinde kış boyunca size destek olan bir dost niteliğinde adeta. Kolay soyulmasıyla ve yeniş bakımından her yerde her zaman tüketebilirsiniz.

Kar, ayaz, soğuk derken kışın ortasına geldik. Umarız bu zamana kadar iyi dayanmışsınızdır. Bundan sonrasını bu meyvelere bırakın, onlar ne yapacaklarını bilirler. 🙂

 

Balın Pastaya Yakıştığının En Güzel Kanıtı: Çekoslovak Güneşi

Çekoslovak Güneşi yani asıl adıyla Medovik, Avrupanın en eski ve popüler tatlılarından biridir. Medovik bir tatlıdan fazlası, bir çeşit sanat, lezzetli bir dekorasyondur. Çekoslovaklar bal kullanımı konusunda çok cömert olup, balın tatlılara şeref kattığını düşünmektedirler. Orta çağlarda çavdar unu ve pişmiş ballar ile yaptıkları tatlıları özellikle manastır ve dini törenler için hazırladıkları bilinir. Kullandıkları doğal bal sayesinde hamurlarının eşsiz bir lezzete sahip olduğu ve zamanla daha da lezzetli hale geldiği söylenir. Hatta o dönemlerde bal üreticilerinin kızları evleneceği zaman düğün hediyesi olarak bir fıçı dolusu hamur verilirmiş. Yalnız bu hamurun en büyük özelliği 30 yıla kadar dayanıklı olması. Fakat bu muhteşem olayın sırrı sadece aile fertlerine mahsus. Biz ise sırrının balda saklı olduğunu düşünüyoruz.

Peki, Medovik tatlısı nasıl yapılır merak ediyorsanız hemen yapılışına geçelim.

Malzemeler:

Hamuru için:
– 3 yumurta
– 120 gr tereyağı
– 1 çay bardağı toz şeker
– 3 yemek kaşığı doğal bal
– 1.5 paket kabartma tozu
– 4 su bardağı un

Kreması için:
– 500gr çiğ krema
– 1 su bardağı şeker
– 1 yemek kaşığı doğal bal

Kaplamak için:
– 1 su bardağı ceviz
– 50gr çikolata
– 2 yemek kaşığı süt.

Medovik Tarifi:

  • Tereyağını bir tencerede eritip ılımaya bırakın.
  • Karbonat ve doğal balı küçük bir tavaya koyun ve köpürene kadar karıştırarak pişirin.
  • Yumurta ve şekeri derin bir kaba koyup çırpın.
  • Çırpma işlemi devam ederken içerisine eritilmiş tereyağını ve bal-karbonat karışımını ekleyin.
  • Çırpma işlemini bitirdikten sonra karışımın içerisine unu ilave ederek yavaş yavaş yoğurun.
  • Yoğurma işlemini un kaybolana kadar devam ettirin.
  • Yoğurma işi bittikten sonra hamurunuzu 6 eş parçaya bölün ve yaklaşık 15 dakika dinlenmeye bırakın.
  • Hamur dinlenirken; çiğ kremayı, şekeri ve doğal balı bir kaba koyarak koyulaşana kadar karıştırın.
  • Karıştırma işi bittikten sonra kremanızı dinlendirmek için dolaba kaldırın.
  • 6 eşit parçaya böldüğünüz hamurdan birini alıp unladığınız tezgahta 24 cm çapında (tencere kapağı büyüklüğünde) olacak şekilde oklava yardımı ile açın.
  • Bu işlemi diğer parçalar için de uygulayın.
  • Fırınınızı 180 dereceye getirip belli bir süre ısıtın.
  • Isınan fırına hamurları teker teker yerleştirerek 4-5 dakika pişirin.
  • Pişirme işleminden sonra hamurlarınızı soğumaya bırakın.
  • Soğuyan hamurlarınızı tencere kapağı kullanarak yuvarlak şekilde kesin.
  • Kestiğiniz hamurlardan birini servis tabağına yerleştirin. Üzerine dolaptan çıkardığınız kremanızı sürün.
  • Sürdüğünüz kremanın üzerine ikinci hamurunuzu yerleştirin ve tekrar krema sürün.
  • Bu işlemi bütün hamurlarınız dizerek uygulayın.
  • Artan kremayı 6 katlı pastanızın üzerine ve ve yanlarına sürdükten sonra dinlendirmek üzere yaklaşık 1 saat dolaba kaldırın.
  • Pastanızın üzerini süslemek için artan hamur parçalarını ve cevizi mutfak robotu yardımıyla ufalayın.
  • Ufaladığınız parçalarla pastanın kenarını ve üstünü kaplayın.
  • Son olarak çikolata ve sütü benmari usulü eritip ılımaya bırakın.
  • Ilıyan çikolata sosuyla pastanızı dilediğiniz gibi süsleyin.

Belki 30 yıllık bir hamurun tarifini veremeyiz ama doğal balın sırrını biliyoruz. Biz tarifimizde Balparmak balını kullandık, çok lezzetli oldu. 🙂
Balparmak ürünlerini incelemek isterseniz link üzerinden de ulaşabilirsiniz.
http://www.balparmak.com.tr/