Kategori arşivi: Sağlıklı Beslenme

Bambaşka Bir Yöntem: Apiterapi

Bir önceki yazımızda sizlere arıların tek mucizesinin bal olmadığından bahsetmiştik. Bu yazımızda biraz daha derine iniyor ve Apiterapi kavramını yakından inceliyoruz.

Apiterapi, Latince “arı” anlamına gelen “api” ile “tedavi” anlamına gelen “terapi” kelimelerinin birleşimidir. Bal, arı poleni, arı sütü, propolis, balmumu, arı zehri gibi ürünlerin sağlığın korunması, hastalıkların önlenmesi ve tedavisi amacıyla kullanılır. Geleneksel tedavi uygulamalarında arı ürünleri binlerce yıldır bilinmekte ve uygulanmaktadır. Doğal gıda takviyesi olarak görülmektedir.

Bilimsel araştırmalar Apiterapi uygulamalarının olumlu sonuçlarını bizimle paylaşmaktadır. Özellikle Uzakdoğu ülkelerinde başlayan ve dünyada hızla gelişen arı ürünleri ile tedavi yöntemleri hızla gelişmektedir.

Özellikle Uzakdoğu ülkelerinde başlayan ve dünyada hızla gelişen arı ürünleri ile tedavi yöntemleri yaygınlaşmaktadır. Dünyada Apiterapi uygulamalarının yapıldığı merkezler bulunmaktadır. Apiterapi’nin önemini değerlendiren sağlık bakanlığımız da apiterapiyi geleneksel ve tamamlayıcı tıbbi uygulamalar arasına almıştır. Bugün bakanlık bünyesinde bir Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkanlığı bulunmaktadır.

Şimdi gelelim içindeki lezzetlere…

Lezzetli Bir Karışıma Davetlisiniz

Apiterapi yönteminde kullanılan içeriklere göz attığımızda, yoğun bir şekilde Türk kültürüne yakın olduğunu söylemek yanlış olmaz. Hazırsanız başlıyoruz!

Bal

Geleneksel kahvaltılarımızı süsleyen bal, arıların çiçeklerden topladığı nektarı enzimleriyle birleştirerek oluşturdukları lezzetli bir gıdadır.

Ana besin öğesi karbonhidrat olan bal, içerisinde organik asitleri, proteinleri, aminoasitleri, mineralleri, vitaminleri ve aroma gibi bileşenleri barındırır.

Propolis

Bitkilerin yaprak, dal ve tomurcuklarından toplanan reçineli bir karışımdır. Ayrıca fenolik maddeler, yağ asitleri, polen, vitaminler ve mineral maddeleri içerir.

Zencefil

Zencefilin tarihi Çin ve Hindistan’a kadar dayanmaktadır. Yaklaşık 2000 yıldır kullanıldığı tahmin edilmektedir. Tropikal iklimin köklü bir bitkisidir. B ve C grubu vitaminler, kalsiyum, demir, magnezyum, fosfor, potasyum, manganez gibi minerallere sahiptir. Lif ihtiyacımızı da karşılamaktadır.

Tarçın

Defnegiller familyasının en egzotik üyesidir. Kokulu ağacın iç kabuğunun kurutulmasıyla elde edilir. Güney Asya, Orta Amerika ve Brezilya ana vatanıdır. Kalsiyum, magnezyum, demir ve lif içerir.

Karanfil

 

Vatanı tropik Asya’dır. Uçucu yağında bulunan öjenol mikroplara karşı etkilidir.

Karabiber

Dünyada en popüler olarak bilinen baharattır. İçerdiği uçucu yağlar nedeniyle antimikrobiyal etkiye sahiptir.

Limon

Ilıman iklimin üyesidir. C vitamini bakımından zengindir.

Ginseng

Ginseng büyük kazık köklü çok yıllık otsu bir bitkidir. Ana vatanı Güney Kore’dir.  Ginseng’in botanik ismi olan “Panax”, Yunanca “her şeyi iyileştiren” anlamına gelen “panacea” kelimesinden türetilmiştir. Ginseng, geleneksel Çin ve Hint tıbbında yüzyıllardır kullanılmaktadır. Vücudun fiziksel işlevlerini destekleyen ve vücut direncini artıran bir bitkidir.

 

Guarana

Guarana kırmızı meyveli tropik bir bitki türüdür.  İçerdiği kafein türevi bileşenlerinden dolayı uyarıcı etkisi bulunmaktadır. Antioksidan özelliğe sahiptir.

Ginkgo Biloba

 

Ginkgo tıbbi anlamda algılama işlevlerinin korunması için yararlı olarak kabul edilen antioksidan özellikte terpenoitler ve flavonoitler içermektedir.

 Zerdaçal

İçeriğindeki fenolik maddelerin hücreler üzerindeki oksidatif hasarın ve iltihabın önlenmesinde, vücudun bakteri ve virüslere karşı korunmasında yardımcı olduğu bilinmektedir. Çinko, selenyum, bakır, demir gibi mineraller içermektedir.

Biberiye

 

Bazıları ona hatırlatan bitki de demektedir. Sinir hücreleri üzerinde pozitif etki sağlamasıyla bilinir.

Yabanmersini

Fundagiller ailesinin hoş bir üyesidir. Antioksidan etkili fenolik maddelere sahiptir.

 

Meal Box

Arı Ürünleri Hakkında Bilinmeyen Gerçekler

Arı deyince aklınıza ilk ne geliyor?

Zihnimizdeki ilk cevap elbette ki bal olacaktır. Oysaki arıların bal dışında pek çok faydalı ürünü mevcut. Gelin, bu yazımızda arıların hayatımızdaki yerini hep birlikte inceleyelim.

 

Arıcılık, insanların ağaç kovukları içinde yuva yapan arılara zarar vermeden, arıların yaptığı balın bir miktarını almaları ve bir miktarını da onlara bırakmalarıyla başlamıştır.

1500’lü yıllardan önce balın, eski dünyaya ait olduğu bilinmektedir. Tarihçilerin yaptığı araştırmalara göre arıcılığın en eski hikâyesi Mısır’dadır. Kolonilerle birlikte ana vatanından ayrılan arıcılık, artık kendine yeni dünyada bir yer edinmiştir.  1600’lü yıllardan sonra insanoğlu arıların yaşam alanını ve biyolojisini öğrenmiş ve onları kontrol etme becerilerini geliştirmiştir.  Asıl devrimini 1851 yılında yaşayan arıcılık, çerçeve kovanların geliştirilmesiyle, modern arıcılığı hayatımıza katmıştır.

Bal, arıların bildiğimiz en eski ürünü. Peki, arıların bize sunduğu en kıymetli ürünün yalnızca bal olmadığını söylesek?

Propolis, polen, arı sütü, arı zehri ve balmumu arıların bize sunduğu diğer kıymetli doğal arı ürünleri arasında yer alıyor. Gelin şimdi bu mucizevi arı ürünlerinin bize sundukları bazı faydaları inceleyelim.

Vücudumuzun En Kıymetli Dostu

Arı ürünleri, doğal olarak yüksek antioksidana sahiptir. Arı sütü esasen genç işçi arıların, larvalarını ve kraliçeyi beslemek için salgıladıkları bir sıvıdır.  Bu yüzden arı sütü ve bal sahip olduğu antioksidan etkisiyle vücudumuzdaki hücre hasarlarını önlemektedir.

Araştırmalara göre arı sütünün cilt yaşlanmasının istenmeyen etkilerini de gidermeye yardımcı olduğu da görülmüştür.

Mineral ve Vitamin Kovanı

Sadece arı sütünde B1, B2, B3, B5, B6 ve folik asit gibi bileşenler bulunur. Potasyum, kalsiyum, magnezyum, çinko, demir ve bakır gibi önemli minerallerin de ev sahibidir.

Hatta bir arı poleninin neredeyse bir bifteğin 2 katı protein içerdiğini ve yeşil yapraklı sebzelere göre 2 katı demire sahip olduğunu biliyor muydunuz?

İdeal Bir Besin Kaynağı

Arı poleni protein, vitamin ve demir içeriğiyle, özelikle sporcular için ideal bir besin kaynağıdır.

Doğanın Antibiyotiği

Propolisini duymuş muydunuz? Arılar, kovanlarında dezenfeksiyon ve izolasyon sağlamak için propolisin maddesini kullanmaktadır. Doğal antibiyotik olarak bilinen propolisin, iltihaplı hastalıklara karşı insan vücudunu koruyan gıdalardan bir tanesidir. Aynı zamanda vücudumuz için istenmeyen dış etmenlere karşı bir kalkan etkisine sahiptir.

Güzel ve sağlıklı gülüşler için de yardımcıdır. Ağız ve diş sağlığınız için yararlıdır.

Arılardan Gelen Yaşam Terapisi

Gelin şimdi bütün resmi inceleyelim. Hepsinin tek başına sağladığı yararlar saymakla bitmez. Fakat arı ürünleri bir araya geldiğinde mükemmel bir harmoni oluşturur.

Bal, arı poleni, arı sütü, propolis, balmumu, arı zehri bir araya geldiğinde bir takım ismini alır. Sümerler bu takımın ismine ilk defa M.Ö 4500’lü yıllarda Apiterapi ismini vermiştir.

Apiterapi, bağışıklığın zayıflaması kaynaklı hastalıkların tedavisinde, kalp-damar hastalıklarında ve romatolojik rahatsızlıklarında kullanılan alternatif bir tedavi biçimi, bir gıda takviyesidir.

Türkiye’de de yöntem ilgi çekici bulunmuş, Sağlık Bakanlığı tarafından alternatif ve tamamlayıcı tıbbi uygulamalar arasında yerini almıştır. Ayrıca bakanlık bünyesinde Geleneksel, Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Uygulamaları Daire Başkanlığı kurulmuştur.

Söylemekte fayda var. Bu yöntemi denemeden önce bir sağlık uzmanına danışmak ve bir uzman eşliğinde yararlanmak daha iyi olacaktır.

Bir sonraki yazımızda Apiterapi’ye daha da yakından bakacağız. Takipte kalın!

 

 

 

Meal Box

Diyet Beslenmemizde Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Günümüzde pek çok insan istenmeyen kilolar, sağlıklı beslenmek gibi sebeplerle diyet yapmayı seçiyor. Birçoğumuz bir diyetisyene başvuruyor ya da internet ortamında bulduğu şok diyet programlarını uygulayarak kilo vermeye çalışıyor.

Madalyonun diğer yüzüne baktığımızda, İstanbul’daki iştah açıcı yemek çeşitlerinin bolluğu, sağlıklı yiyeceklere ulaşmanın zorluğu ve diyet programlarına uyacak zamanımızın olmaması gibi sebeplerle belli ve diyet yapmanın zorluğu karşısında çoğu kez diyet düzenimizi bozuyoruz. Pazartesi büyük bir heyecanla başladığımız diyete hafta ortasına doğru ihanet ediyor, kendimizi bir kısır döngü içerisinde buluyoruz. Özellikle diyet yemeklerinin lezzetli olmaması ve porsiyonlarının küçük olması şevkimizi kıran bir diğer etmen.

Meal Box ekibi olarak bu zorluklar karşısında diyet yaparken hayatınızı kolaylaştıracak birtakım öneriler hazırladık!

İlk Kural Öğün Atlamamak

Hazırlamış olduğunuz plana sadık kalmak ya da sizin için bir uzmanın hazırladığı günlük besin programına uymak çok önemlidir. Tüm öğünleri vakti geldiğinde muhakkak tüketmelisiniz.  Ana öğünlerinizin tüketimi en az 20 dakika sürmelidir. Bir öğünde çok yeseniz bile bir sonraki öğünü atlamayın.

Su Tüketimi 

Su tüketimi metabolizmamız ve zihnimiz çok önemlidir. Günlük su tüketimi en az 7 bardak olmalıdır.

Çay ve Kahve Seviyor Musunuz? 

Çay ve kahve tüketiminin diyet beslenme üzerinde bilinen bir olumsuz etkisi bulunmamaktadır. Eğer çayı ve kahveyi çok seviyor, vazgeçemem diyorsanız çayı şekersiz tüketmenizde fayda var. Kahveyi de günde 3 bardak ile sınırlandırmalısınız.

Katkı Maddesi İçeren Gıdaları Yarı Yarıya Azaltmalısınız

Hayat boyu fazla tüketiminin zararlı olduğunu bildiğimiz un, tuz,şeker ve yağ kullanımına dikkat etmekte fayda var. Vazgeçmeniz biraz zorlu olacaksa, yarı yarıya azaltmalısınız.

Diğer yandan alkol, ketçap, mayonez, gazlı içecekler, drajeler gibi yiyecek ve içeceklerin tüketimini de yarıya indirmelisiniz.

Yürüyüşü Hayat Tarzı Haline Getirin

Haftada 150 dakika yürüyüşü hayat tarzınız haline getirmelisiniz.

Sınır Sizsiniz

Önemli olan kısıtlamalara maruz kalmadan, kendi kendinize porsiyon kontrolü yaptığınız evreye gelmektedir. Tartıya ve sayılara odaklanmayın. Sağlıklı beslenmenin tadına varın, doyarak zayıflayın.

 

 

Başarabileceğinize inanıyoruz!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ekim Ayında Tüketebileceğiniz Taze Besinler

Gelişen tarım teknolojisi ve ürünleri muhafaza etme yöntemlerinin artmasıyla, neredeyse tüm yiyeceklere farklı dönemlerde ulaşabiliyoruz. Peki, bütün yiyeceklerin farklı mevsimlerde tüketilmesi ne kadar doğru?

Sağlıklı ve dengeli bir beslenme için en doğru yöntem, her yiyeceği kendi mevsiminde tüketmekten geçmektedir. Mevsiminde tüketilen meyve ve sebzelerin besin değerleri daha yüksektir. Aynı zamanda mevsim koşullarında tüketilen besinler, bağışıklık sistemini güçlendirir.

Sonbaharı daha çok hissetmeye başlayacağımız Ekim ayında tüketebileceğiniz mevsim meyvelerini ve sebzelerini sizin için derledik.

Meyveler:

1. Mandalina

C vitamini deposudur. Soğuk algınlığı başta olmak üzere birçok hastalık için koruyucu etki gösterir.

2. Elma

Magnezyum, fosfor, bakır, manganez mineralleri açısından iyi bir kaynaktır. Nörotoksinlere karşı hücre yapısını korur, strese bağlı hücre hasarını önler.

3. Armut

İçerdiği bir lif olan pektin, kolesterolü kontrol eder ve bağırsak hareketlerini arttırır.

4. Nar

Yoğun olarak B vitamini ve potasyum içerir. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Sebzeler: 

1. Pırasa

Yüksek oranda flavonoid içermektedir. Lif açısından da zengindir. Kalp sağlığını korumada ve kilo vermede yardımcı olur.

2. Karnabahar

C ve B vitaminleri ve kükürt ile fosfor içerir. Yorgunluğa ve kansızlığa iyi geldiği bilinmektedir.

3. Yer Elması

Yüksek miktarda A ve B vitamini içerir.  Yaraların iyileşmesini sağlar, hücreleri korur.

4. Kereviz

Protein, fosfor, demir, potasyum, A vitamini, C vitamini, E Vitamini, kalsiyum bulunur. Karaciğeri temizler.

Siz de bu besinleri semtinizde bulunan pazarlardan veya güvendiğiniz manavlarda kolayca bulabilirsiniz.

“Meal Box Fit” Aboneliğinin 5 Avantajı!

Çetin geçen bir kış mevsiminden sonra yaz ayları yaklaşırken herkesin aklını kurcalayan tek bir soru var; “Vücudum yaza hazır mı?”. Kimimiz kilolarından kurtulmak ve yaza daha ince girmek için uğraşırken bir kimimiz de yaza kadar formunu korumak için uğraşıyor. Elbette biraz kilo alıp vücudunu forma sokmak isteyenler de mevcut. Peki bu durumda beslenmeye ne kadar önem veriyoruz ya da beslenme düzenimizi nasıl belirliyoruz? Uzman diyetisyenler kontrolünde vücut kitle endeksinizi belirlemek ve sonrasında gereken besinleri yeterli miktarda ve doğru öğünde almak şart. Fakat gün gün değişen besin ve yiyecekleri hazırlamak ve devamlı tüketmek için evde ya da iş yerinde hazır bulundurmak biraz sizi zahmete sokabilir. Eğer siz de bizim gibi düşünüyorsanız sizi yeni bir akımla tanıştırmak istiyoruz; Meal Box Fit.

“Meal Box Fit” Nedir?

Meal Box Fit, uzman diyetisyenler kontrolünde vücut kitle endeksine ve istenilen kalori değerine göre hizmet sunan bir abonelik servisidir.

“Meal Box Fit”in Avantajları

  • Her gün, günde 5 öğün (3 ana öğün + 2 ara öğün) olmak üzere hem sağlıklı hem de lezzetli yemekleri kapınıza kadar getirmektedir.

safe_image (6)

  • 2 kişi abone olduğunuz takdirde piyasadaki diğer abonelik hizmetlerinin altında bir fiyat teklifi alırsınız.

safe_image (5)

  • Farklı gün seçenekleri ile istediğiniz süre boyunca hizmet alırsınız.

safe_image (8)

  • Uzman diyetisyen kontrolünde kişiye özel hazırlanmış bir program ve uzman aşçıların hazırlamış olduğu lezzetli yemeklerle beslenirsiniz.

safe_image (7)

  • 3 yıllık paket deneyimi olan Meal Box profesyonelliğinin avantajını yaşarsınız.

Adsız

 

Siz de uğraşmadan kilolarınızdan kurtulmak ya da forma girmek istiyorsanız, Meal Box Fit tam size göre. Buraya tıklayarak detaylı bilgi alabilir ve hemen başvurunuzu yapabilirsiniz.

Neden Dengeli ve Düzenli Beslenmelisiniz?

Günlük hayatımızın normal şekilde ilerlemesi için kan şekerinin belirli bir seviyede olması gerekir. Kan şekerinin seviyesindeki düşüş ve artış hayati önem taşır. Gün içerisinde alınan besinler düzenli ve yeterli miktarda tüketildiğinde kan şekeri düzeyi sabit kalır.

Vücudumuz uyku halinde bile enerji harcamaya devam eder. Sabah kahvaltısı ve akşam yemeği arasında geçen süre zarfında vücut bütün besinleri sindirir. Bu yüzden sabah kahvaltısı vücudun tekrar enerji üretebilmesi için gereklidir. Aksi takdirde gün içerisinde çalışırken halsizliğe, baş ağrısına, algının azalmasına ve dikkatin dağılmasına yol açabilir.

Normal bir birey yaşamını devam ettirebilmesi için 50 çeşitten fazla besin ögesine ihtiyaç duyar. Farklı yetilerimiz için farklı besinlerin tüketilmesi gerekir. Bu gereken besin ögelerinin miktarındaki değişimler vücudu olumsuz olarak etkilemektedir. Besinler az alındığında vücut enerjisinde azalma meydana gelir. Lakin aynı besinler çok alındığında ise vücutta yağ olarak depolanır. Halsizlik ve sağlık sorunlarının baş göstermemesi için gereken besinleri uygun zamanda, yeterli miktarda tüketmek gerekir.

Atalarımızın da dediği gibi; “Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur.” 🙂

 

Meal Box’a Abone Olmanın 5 Avantajı

Abonelik sistemi tüm dünyada hızla yayılmaya başlamışken bu sistemin nasıl işlediğine değinmek istedik. Abonelik sistemi adından da anlaşılacağı üzere belirli bir fiyat karşılığında bir işletmenin belirli aralıklarla size ürün veya hizmet sunması durumudur. Özellikle kalabalık şehirlerde yaşayan insanlar için belirli bir hizmet aboneliği gayet makul karşılanmakta. Bunlardan en önemlisi yemek aboneliği. Meal Box, hayati önem taşıyan bu hizmeti farklı seçeneklerle size sunuyor ve 3 çeşit sıcak gurme ev yemeğini kapınıza kadar getiriyor.. Meal Box’ın geliştirmiş olduğu abonelik sistemi ile pratik bir şekilde dengeli ve düzenli olarak beslenmeniz mümkün hale geliyor.  Peki Meal Box Abonelik sisteminin faydaları neler?

– Bugün Ne Yesek?

Saat 11 buçuğa doğru yaklaşınca ofiste bir ses yankılanır. Soruyu ilk soran bu sorumluluğu üstlenmemek için sormuştur. Çünkü her gün ofis/iş yeri çevresinde bulunan yerlerde yemekten sıkılmıştır. Meal Box bu soruya her gün farklı bir gurme lezzet ile cevap veriyor. Ay boyunca farklı lezzet ve çeşitlerde yemeklerle mideniz adeta bayram ediyor.

– Termal Kutu

Düşünün ki ofiste yoğun bir şekilde çalışıyorsunuz veya dükkanınızdan müşteri eksik olmuyor ve ne zaman ara vereceğinizi de kestiremiyorsunuz, bu durumda imdadınıza Meal Box yetişiyor. Özel termos kutularda getirdiği yemeklerin 3 saate kadar sıcak kalmasını sağlayabiliyor. Bu sayede istediğiniz zaman yemeğinizi yiyebilir ve işinize devam edebilirsiniz.

– Catering Hizmeti

Genellikle kendi plazaları olan firmalar şirket çalışanları için öğle yemeği olarak catering hizmeti sunan bir firmayla anlaşmalıdır. Fakat kendi plazası olmayan şirketler bu hizmeti maalesef ki çalışanlarına sağlayamamaktadır. Meal Box’ın abonelik sistemi ile istediğiniz süre bazında istediğiniz kadar arkadaşınızla bu sisteme dahil olabilir ve catering hizmeti alabilirsiniz.

– Hesaplı, Düzenli ve Dengeli

İş hayatınızda verimlilik için düzenli ve dengeli beslenmek şart. Fakat öğle aralarında yapılan en büyük hatalardan biri fast food alışkanlığıdır. Hızlı ama sağlıksız olan bu restoranlardan olabildiğince uzak durmanızı tavsiye ederiz. Meal Box ile günde 12,50 TL’den başlayan fiyatlarla istediğiniz süre boyunca dengeli ve düzenli beslenmek mümkün. Kalori değerleri belli olan yemeklerle hem sağlığınıza dikkat edebilir hem de tasarruf edebilirsiniz.

– Yemek Kartları

Hemen hemen her şirket, çalışanlarının yemek ihtiyacı için içerisinde aylık belirli miktarda para bulunan yemek kartı kullanmakta. Durum böyle olunca şirket çalışanları öğle aralarında  sahip oldukları yemek kartlarının geçtiği restoranları tercih etmektedirler. Meal Box’ın abonelik sistemi, yemek kartı hizmeti sunan bütün firmalar dahilinde olduğu için aboneliğinizi yemek kartı ile de gerçekleştirebilirsiniz.

Kısacası; Meal Box Aboneliği sayesinde haftalık, 2 haftalık, aylık ve 2 aylık paketleri ile düzenli, dengeli ve hesaplı beslenebilirsiniz. Ofis, iş yeri ve evlerin pratik yemek çözümü Meal Box Abonelik hakkında daha fazla bilgi almak için; https://www.mealbox.com.tr/abonelik adresini ziyaret edebilirsiniz. 🙂

Kışın Hastalıklara Karşı Adeta Çelik Kalkan olan 5 Harika Meyve!

Bildiğiniz gibi kış günlerinde hastalıklar bir türlü peşimizi bırakmaz. Otobüsler, okullar, iş yerleri gibi kalabalığın olduğu yerlerde hastalıklar çok çabuk bulaşır. Hal böyle olunca biz de çareyi kış meyvelerini bol bol tüketerek bulmaya çalışırız.

Dedik ki; havalar soğuk, hastalıklar da kapımızdaysa hangi meyveleri yiyerek kışı sapasağlam atlatırız? İşte karşınızda arşivlik liste?

1-Nar:

giphy-6

“Pazardan aldım bir tane eve geldim bin tane” bilmecesini hepimiz duymuşuzdur. İşte narın sırrı tam da burada; tane tane oluşunda. Her bir tanede şifa var. Narın faydaları ise saymakla bitmez ama içerisinde barındırdığı yararlı biyoaktif bileşenler sayesinde mükemmel bir antioksidan görevi görmektedir. Bizce bu soğuk kış günlerinde en yakın arkadaşlarınızdan birisi nar olmalı. Fakat ne yazık ki nar gerektiği kadar tüketilmiyor. Sebebi ise yenmesinin zor olması. Bizce narı portakal sıkacağında sıkabilir, suyunu da rahatlıkla içebilirsiniz. Afiyet olsun 🙂

2-Greyfurt:

giphy-10

Turunçgillerden en az rağbet gören üyelerinden birisidir belki de greyfurt. Tadının hafif acımtırak hafif ekşimsi olması nedeniyle çok tercih edilmeyen, genelde meyve suyu sıkarken araya sıkıştırılan yardımcı bir meyve gibi dursa da aslında greyfurt mükemmel bir C vitamini deposu. Grip, nezle ve soğuk algınlığına karşı vücudunuza direnç katmakla birlikte gün içerisinde enerjinizi de artırır.

3-Kivi:

giphy-8

Tüylerine dokunduğunuzda içinizi hoş eder, soyduğunuzda ise kokusu ve rengiyle gönlünüzde taht kurar. Küçük olması sizi yanıltmasın, günlük almanız gereken C vitaminin neredeyse 2 katını size sunar. Bununla da kalmaz, lif bakımından zenginliğiyle de kışın hareketsizlikten oluşan sindirim problemlerinizi çözmenizde yardımcı olur.
4-Portakal:

giphy-9

Raflara düşmesiyle birlikte kışın geldiğinin kanıtı olan meyvedir. Turunçgillerin en popüler üyesi. Bu nedenle de adeta bir C vitamini bombası. Kesinlikle her eve girmesi gereken bir şifa aracı. İster suyunu için, isterseniz dilimleyip yiyin. Kabuklarını da, eğer varsa, sobanızın üzerinde çıtır çıtır kızartıp odanızı misler gibi kokutun.

 

5-Mandalina:

giphy-11

Portakalın kardeşi olarak gördüğümüz mandalina turunçgillerin en küçük üyesi. İçinde barındırdığı A, B ve C vitamini ve mineraller sayesinde kış boyunca size destek olan bir dost niteliğinde adeta. Kolay soyulmasıyla ve yeniş bakımından her yerde her zaman tüketebilirsiniz.

Kar, ayaz, soğuk derken kışın ortasına geldik. Umarız bu zamana kadar iyi dayanmışsınızdır. Bundan sonrasını bu meyvelere bırakın, onlar ne yapacaklarını bilirler. 🙂

 

DİYET YAPANLARIN DOĞRU BİLDİĞİ 4 YANLIŞ!

Beslenme konusunda her geçen gün yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Birçok kişi ortaya atılan yeni bilgiler yüzünden ne yiyeceğine, nasıl besleneceğine, hangi vakitlerde ne tüketeceğine bir türlü karar verebilmiş değil. Hal böyle olunca ortada bir sürü bilgi kirliliği meydana geliyor. Peki! Nedir bu doğru bilinip de yapılan yanlışlar?

Diyet yaparken yağ tüketilmemeli midir?

Vücudumuza yağlarında önemli bir rol oynadığını unutmayalım! Diyetlerinde hiç yağ kullanmayan kişilerde; A, D, K ve E vitamini eksikliği görülmüştür.  Metabolizma düzeninin bozulmaması için bir miktar yağ tüketimi uzmanlar tarafından önerilir.

Karbonhidratsız beslenmek zayıflatır mı?

Birçok diyet programlarında ya da bireysel yapılan diyetlerde karbonhidrat içeren besinler asla tüketilmez. Oysaki bu tamamıyla yanlıştır. İnsan vücudunun karbonhidrat alımına her zaman ihtiyacı vardır.

Öğün atlamak kilo vermeye yardımcı olur!

Yapılan en büyük hatalardan bir tanesi de yapılan diyetlerde öğün atlamanın kilo vermeye yardımcı olduğudur. Sağlıklı kilo vermek isteyenler ara öğünleri mutlaka kaçırmamalılar. Küçük porsiyonlardan oluşan kuruyemişlerle (badem,ceviz), meyvelerle geçirebilirler.

Aşırı su içmek zayıflatır!

Diyet yapanların en çok güvendikleri şey sudur. Çok fazla su içerek daha çabuk zayıflanılacağı sanılır. Ne demiş atalarımız: Her şeyin fazlası zarar! Böbreklerin dışarı atamayacağı kadar su içmek, toksit etkisi yaratır. Uzmanların önerdiği şekilde günde 2-3lt su içilmesi uygun olur.

Herkese daha sağlıklı ve daha doğru bir diyet programı dileriz:)

FAST FOOD YEMENİN ZARARLARI

Fast food, Amerika’dan tüm dünyaya hızlı bir şekilde yayılan, ülkemizde de çocuklar ve gençler arasında oldukça yaygın olarak tüketilen hızlı tüketim ürünleridir. Çalışan kesim için de evde yemek hazırlamak için çok vakit olmadığından fast food yiyecekleri çok sık tercih edilmekte. Bu durum hem ebeveynler hem de çocuklar için ciddi sorunlar teşkil etmekte.

Hamburger tarzı gıdalar, besin değerinin düşük kalori oranının yüksek oluşu, hayvansal kaynaklı doymamış yağ asitleri içermesi nedeni ile aşırı tüketim sonucunda çeşitli sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Aşırı tüketim sonucunda oluşabilecek muhtemel sağlık sorunlarını aşağıda listeledik:

– Obezite

Fast food yüksek düzeyde şeker ve yağ içermesi nedeni ile obezite riskinin artmasına yol açabilir. Son yıllarda ilkokul çağındaki çocukların giderek kilo almasının altındaki tek gerçek olarak bilinmektedir. Özellikle kantinlerde satılan hamburger tarzı yiyeceklerin çocuklarda obeziteye zemin hazırladığı tespit edilmiştir.

– Yüksek Tansiyon

Birçok fast food türünün kalori oranın yüksek oluşu, yüksek oranda tuz ve şeker içermesi, hayvansal kaynakları doymamış yağ içerikleri nedeniyle kişilerin yüksek tansiyon hastalığına yakalandıkları görülmüştür.

Bölgesel yağlanma

Fast food yiyecekleri içerdiği yüksek zararlı yağlar nedeniyle kısa sürede fazla kilo almaya neden olur. Özellikle bel, karın ve bacak bölgelerinde istenmeyen oranda yağ birikmesi meydana gelir. Bu durum hem fizik yapınızı bozar hem de orantısız bir vücut yapısına neden olur.

Hem sağlıklı ev yemekleri varken fast food yemek neden? 🙂 Sağlıklı ev yemeklerimize websitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz.