Kategori arşivi: Sağlıklı Beslenme

YEŞİL İLE GELEN SAĞLIK: “GREEN JUICING”

Son yıllarda öne çıkan sağlıklı beslenme trendlerinden biri olan “green juicing” akımı bilinçli beslenmeye dikkat edenlerin vazgeçemediği bir alışkanlık. Sebze ve meyvelerin, katı meyve sıkacağında taze sıkılarak, kürler halinde tüketilmesine “juicing” deniyor. Posa ve liflerinden arındırılarak elde edilen sebze meyve suları doğrudan kana karıştığı için vücuda hızla etki ediyor. Yeşil sebze ve meyve sularının en önemli faydalarından biri vücudumuzda biriken toksinlerin hızla ve sağlıklı bir şekilde atılmasını sağlamaları. Tam bir detoks etkisi! Sindirim sisteminizi yormadan hem fazla kilolarınızdan kurtulmak hem de kendinizi her zamankinden daha enerjik hissetmek isterseniz, cevap belli: Green juicing!

Taze sıkılmış sebze meyve suları; vücuda zararlı besinlerin ve hatta çevre kirliliğinin yarattığı olumsuz etkileri azaltırken bağışıklık sistemini de büyük oranda güçlendiriyor. 3-5 gün süren kürler halinde tüketerek, vücudun ihtiyaç duyduğu protein, su, mineral, vitamin ve enzimler ile temel yağ asitlerini en doğal yoldan alabilirsiniz.

Green juice tüketirken nelere dikkat etmeli?
Green juice hazırlamanın belirli bir kuralı olmadığı gibi sebze suyu ağırlıklı karışımların daha çok tüketildiğini söyleyebiliriz. Yeşil yapraklı sebze ve meyveleri dilediğiniz oranlarda kullanarak damak zevkinize uygun karışımlar hazırlayabilirsiniz.

Günün her saati tüketebilirsiniz ancak maksimum fayda için karışımı içmeden önce ve sonra; 2 saat bir şey tüketilmemesi öneriliyor.

Sabahları hazırlayacağınız karışımda şeker oranını daha yüksek tutabileceğiniz için meyve oranını artırabilirsiniz. Akşamları ise sebze ağırlıklı olması daha uygun olacaktır.

Sebze ve meyvelerin su oranı farklı olduğu için, salatalık, kereviz sapı ve kabak gibi sebzeleri daha sulu bir karışım elde etmek için kullanabilirsiniz.

Unutmayın! Maydanoz ve kişnişin detoks için tüketeceğiniz bir karışımda önemi büyük.

Detoks etkisine sahip bir green juice tarifi de bizden!

  • 4 dal kereviz
  • 1 salatalık
  • 1 yeşil elma
  • 1 avuç ıspanak
  • 1 tutam maydanoz
  • 1 limon
  • 1 başparmak kadar zencefil

Afiyet olsun… Bol sağlıklı günler!

Sağlıksız yiyeceklerle zamanını çalma, zerde“çal”!

Siz nasıl beslenmeyi tercih ediyorsunuz bilemeyiz ama; yeni trend sağlıklı ve bilinçli beslenme yönünde. Takip ettiğimiz kadarıyla, artık insanlar detoks, sağlıklı beslenme ve spor ile daha bir haşır neşir. Artık herkes mobil uygulamalar ve yeni çıkan ürünlerde kendisine bu trendi destekleyici bir misyon ediniyor. Bize sorarsanız Meal Box da bunun bir parçası.

Takipçilerinin bildiği gibi Meal Box, ev yemeği hasretini, lezzetiyle tastamam hale getirerek sektördeki boşluğu dolduruyor. Yalnız bunu yapmakla da yetinmiyor; sağlıklı beslenmenin de kapılarını aralıyor. Sağlık ve lezzet yan yana olunca elbette baharatların önemi tartışılmaz. Bu yazımızda sizin için sağlığa giden yolu aydınlatan baharatlardan biri olan zerdeçalın faydalarını ve kullanım alanlarını derledik, bakın neler çıktı?

Zerdeçal, tahmin edilenden çok daha önemli bir besin ve sağlık açısından zenginlik kaynağı. Daha magazinsel bir bilgiyle başlayalım, zerdeçal kilo verdirmeye yardımcı olan açlık köreltici bir etkiye sahip: Hanımların dikkatine, sağlık ayağınıza geldi! 🙂 Bununla bitmiyor tabii ki. Bu mucizevi baharat, özellikle kadınların muzdarip olduğu sindirim problemlerinden tutun da cilt hastalıklarına, enfeksiyonlara, daha da önemlisi kansere, alzheimera karşı güçlü bir zırh oluşturmaya yardımcı oluyor. Basit bir istatiksel bilgiye göre, zerdeçalın bir hayli fazla miktarda tüketildiği Hindistan’da, alzheimera yakalanma oranı %1. Evet, yanlış duymadınız. O %1’lik kısmın her nasılsa baharatlı yemekleri sevmediğini düşünüyoruz.

Peki, bu sağlık deposu baharatla hangi tarifler süsleniyor dersiniz? Hint safranı olarak bilinen zerdaçalın, İspanyolların en leziz yemeklerinden biri olan paella yapımında kullanıldığını biliyor muydunuz? Bu kadar uzağa gitmeyelim derseniz Meal Box’ta da fevkalade bir zerdeçal lezzeti elbette bulunuyor: Henüz tatmadıysanız zerdeçal soslu karışık sebzemizi mutlaka öneririz.

Sağlık ve lezzet ipuçlarını yakalamak istiyorsanız, bizi takip etmeye devam edin!

D Vitamini Eksikliğinin Besin Alerjisine Etkisi

Besin alerjisi, vücudumuz için yararlı olan bir besinin bağışıklık sistemimimiz tarafından zararlı olarak algılanması ve bunun sonucunda vücudumuzun bu besine tepki vermesidir. Son yıllarda oldukça yaygınlaşan besin alerjisi artık 18 yaşın altında olan her 13 çocuktan birinde görülüyor. Besin alerjilerine bağlı olarak anafilaksi geçirme riski ise %50 oranında artış göstermekte…

En çok besin alerjisine neden olan besinler ise süt, yumurta, buğday, soya, fıstık, fındık, balık ve deniz ürünleri olamaktadır.

D Vitaminin Besin Alerjisine Etkisi Nedir?

Yapılan araştırmalara göre D vitamini eksikliği özellikle besin alerjisi riskini arttırıyor. D vitamini eksikliğine bağlı olarak astım, egzama, alerjik nezle gibi hastalıklar da daha sık görülüyor.

D Vitamini Eksikliği İçin Neler Yapabiliriz?

D vitamini yağda çözülen bir vitamin olduğundan fazlası vücudumuzdan idrar yoluyla atılmaz, depolanır. Hiç D vitamini alamadığımız durumlarda tabii ki dışardan takviye olarak D vitamini alabiliriz. Ancak sadece D vitamini değil, bütün vitaminleri doğal yollardan almak vücudumuz için daha yararlı olacaktır.

Güneşten bol miktarda alabildiğimiz D vitaminini, ayrıca somon balığı, balık yağı, uskumru, ton balığı, sardalye, istiridye, karides, soya sütü, inek sütü, mantar, yumurta ve süt ürünlerinden de alabiliriz.

D vitamini için güneşten yararlanırken zamanlamaya dikkat etmek gerekir. Çünkü D vitamini, güneş ışınlarının çok yatık geldiği sabahın erken saatlerinde veya akşam üstü saatlerinde üretilmez. Işınların daha dik olarak geldiği öğlen saatlerinde daha etkilidir. D vitamini almak için boylu boyunca güneşin altına saatlerce yatmak da gerekmez. Kollar bacaklar gibi açık olan yerler D vitamininden faydalanmak için yeterli olmaktadır.

Besin alerjilerinde doğru tanı çok önemlidir. Bu nedenle besin alerjiniz varsa mutlaka D vitamini ve alerji testlerinizi doktorunuzla görüşerek yaptırmalısınız. D vitaminin eksik olması halinde doktorunuza danışarak ve doğal besinler ve güneşten de yararlanarak alerji riskinizi daha aza indirebilirsiniz.

 

Not: Bu sitede yer alan bilgiler internetten derlenmiştir. Herhangi bir hastalık durumunda ilk önce doktorunuza ve sağlık kuruluşlarına başvurunuz.

Ramazanda Oruç Tutmayı Kolaylaştıracak 9 Altın Kural

Ramazan ayının son birkaç yıldır yaz ayına denk gelmesi ve oruç süresinin uzaması sağlıklı ve doğru bir şekilde beslenmeyi daha da ön plana çıkarmıştır. Daha sağlıklı bir ramazan ayı geçirmeniz için dikkat etmeniz gereken noktalara gelin beraber bakalım:

Sahura Mutlaka Kalkın

Sahura kalkılmadığı zaman çok sık sağlık problemleri ile karşı karşıya kalabilir ve kronik yorgunluk yaşayabiliriz. Bu nedenle mutlaka sahura kalkın. Sahura kalkmadığınızda aç kalma süresi artıyor, metabolizma hızı düşüyor, halsizlik, baş ağrısı, yorgunluk ve dikkat dağınıklığı görülebiliyor.

İftardan Sahura Kadar Bol Bol Su İçin

Vücudumuzdaki her hücre, doku veya organın doğru bir şekilde çalışması için su en temel ihtiyacımızdır. Vücuttaki sıvı miktarının %20 azalması ise yaşamsal risk oluşturur. Ramazan ayı ile su alımımız azalır bu nedenle iftardan sahura kadar geçirdiğimiz süre boyunca en az 2 litre su için.

Az Az ve Sık Sık Beslenin

Gün boyu aç kalan mideye, iftar vakti ile birlikte birden ve hızlı bir şekilde yüklenilmesi, birçok sağlık sorununa neden olacağı gibi kalp sağlığını da olumsuz etkiler. Az az ve sık sık beslenmek gerekir. Yemek yerken acele edilmemeli. İftardan uyku saatine kadar 1-2 küçük ara öğün daha yapmak metabolizmanın çalışmasına yardımcı olur.

Ana Yemek Öncesi 5-10 Dakika Ara Verin

İftar saati ile birlikte orucunuzu su ve hurmayla açın. Ardından çorba veya salata gibi hafif besinlerle iftara devam edin. Ana yemeğe geçmeden önce 5-10 dakika ara verin ve sofradakilerle sohbet edin. Ana yemek olarak ne tüketirseniz tüketin mutlaka yanında yoğurt, ayran veya cacığa yer verin.

Her Gün Tatlı Yemeyin

Tulumba, lokma ya da baklava… Ramazan ayında genellikle daha çok tüketmeyi sevdiğimiz bu hamurlu tatlıları tüketmeyin. Bu tatlılar yerine meyve, meyve tatlıları veya güllaç tercih edin. Yemekten 1-2 saat sonra her gün olmamak kaydıyla bu tatlıları tüketebilirsiniz.

Tuzlu ve Yağlı Yemek Yemeyin

Yapılan en büyük yanlışlardan biri de sahurda yenilen kızartmalar… Ayrıca yenilen turşular, sucuk vb. gıdalar da gün içerisinde daha fazla suya ihtiyaç duymanıza neden olacaktır. Kızartma veya tuzlu besin tüketmeniz gün içinde çok susamanıza, su tüketemediğiniz için de tansiyon ve ödem gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.

Sahurda Kahvaltılık Tüketin

Kızartma, yumurtalı ekmek veya yağda kızarmış börekler… İçerisindeki yağ oranları nedeniyle tüketilmesi önerilmemektedir. Bu nedenle sahurda yağlı ve kalorili ağır yemekler yerine hafif kahvaltılıkları tercih edin. Haşlanmış yumurta, zeytin vb. kahvaltılıklar gün boyu tok kalmanıza yardımcı olacaktır.

Çay İçin Ama Bitki Çayını Tercih Edin       

İftar ve sahur sırasında sonrası sohbetlerin vazgeçilmezi çayın yerine bitki veya yeşil çayı tercih edin. Bu çaylar hem sıvı alımınızı destekler hem de sindirim sisteminizi düzenlemeye yardımcı olur. Tarçınlı çay ise, kan şekerinizi düzenlemede yardımcı olmaktadır.

İftar Sonrası Mutlaka Yürüyüş Yapın

Yürüyüş dediysek de öyle uzun maratonlar değil… Yediklerinizi hazmetmek ve sahura midenizi hazırlamak için yarım saat hafif tempoyla yapacağınız yürüyüşler hem kilo almanızı engelleyecek hem de metabolizmanızın daha düzgün bir şekilde çalışmasını sağlayacaktır.

 

Not: Bu sitede yer alan bilgiler internetten derlenmiştir. Herhangi bir hastalık durumunda ilk önce doktorunuza ve sağlık kuruluşlarına başvurunuz.

Beyaz Ekmek Sağlığa Zararlı Mıdır?

Ekmek, Türk yeme-içme kültürümüzde önemli bir yere sahiptir. Toplumumuzda ekmeksiz yemek yeme gibi bir alışkanlığımız olmadığından, ekmek en çok tükettiğimiz gıdalar arasında yer alır.

Eskiden köylerde tam buğday ekmekleri yapılırken, fırınların yaygınlaşması sonucu beyaz ekmekler sofralarda yerini almaya başladı ve hızla yaygınlaştı. Şimdi hemen hemen her evde beyaz ekmek tüketilmektedir.

Şu bir gerçek ki beyaz ekmek gerçekten diğer ekmek türlerinden daha lezzetlidir. Öyle ki ekmek sadece tek başına yenirken bile insana inanılmaz lezzetli gelebilir. Hatta fırından yeni çıkmış bir bütün ekmek, rahatlıkla mideye indirilebilir. Yemekle birlikte yerken ise sanki yediğiniz yemeğe lezzet kattığını hissedersiniz ekmeğinizinBeyaz Ekmek Sağlığa Zararlı Mıdır? yazısına devam et