Kategori arşivi: Yemek Kültürü

Bağırsak Dostu Fermente Süt Ürünü: Kefir 🥛

BAĞIRSAK DOSTU FERMENTE SÜT ÜRÜNÜ: KEFİR

Sütün mayalandırılması ile elde edilen bir süt ürünüdür. Hastalık oluşumunu önlemek ve tedavi etmek amacıyla Rusya’da yıllardır kullanılmaktadır. Ayrıca, Kuzey Avrupa, Kuzey Amerika ve Japonya’da da koruyucu ve besleyici özellikleri sebebiyle kullanımı yaygınlaşmıştır.

Yapımı için laktik asit ve streptekok grubu bakterileri, mayaların yer aldığı kefir daneleri gereklidir.
Kefir danesi elde edebilmek için marketlerden ulaşabileceğiniz kefir mayası kullanabilirsiniz.
Kefir daneleri sarımtrak beyaz renkli, mısır patlağı veya küçük karnabahar şekilli, sert olmayan fakat hafifçe basılınca ezilmesine karşın dağılmayan elastik yapıda küçüklü büyüklü yapılardır. Kefir daneleri ılık suda 3 saat ıslatılır.

Daneler su çeker ve şişer. Şişmiş kefir daneleri alınır, yıkanır ve soğutulmuş yağsız süte 1 kısım kefir danesine karşılık 3 kısım süt olmak üzere eklenir. Serin bir ortamda 24 saat mayalanmaya bırakılır. Önceden kaynatılıp soğutulmuş 1 kg süte bu danelerden 20-30 gram eklenir, üzeri temiz bezle kapatılır. Serin yerde 8-14 saat tutulur. Bu sürede sıkça karıştırılır, sonunda süzülerek kefir daneleri ayrılır. Danesiz kısım şişeler konulup 1-2 gün (buzdolabında) bekledikten sonra kullanılabilir.

Faydaları;

İyi bir kefir akıcı, homojen kıvamında ve parlaktır.
Kefir serin yerde (buzdolabında) tutulmalıdır, oda sıcaklığında bozulur.
Her süt çeşidinden uygulanabilir (soya,keçi,inek vb.).
Doğal bir probiyotiktir. Sindirim sitemimizi düzenler, bağırsak aktivitelerimizin çalışmasında yardımcıdır.
İshal ve kabızlığa iyi gelmektedir.
Antibakteriyel, immünolojik, hipokolostromik (kolesterol düşürücü) etkiye sahiptir. Kesik ve yaraların iyileşmesini sağlar.
Birçok çalışmada da kanser oluşumunu önleyici (antitümör) etki göstermektedir.
Günde 1 bardak (200 ml) tüketimi önerilmektedir. Ev yapımı tüketebileceğiniz gibi hazır halde alıp da tüketebilirsiniz.
Sade olanları tercih edin. Meyveli olanlar ekstra şeker içerdiği için uzak durmaya gayret edelim.

Ece KÖKEN – Beslenme Uzmanı

“Yavaş Yemek” Trendini Denemeniz İçin 5 Harika Neden

Ofis çalışanları yoğun iş tempoları sırasında günün getirdiği sorumlulukların arasında kendilerine vakit ayırmakta oldukça zorlanabiliyor. Böyle durumlarda öğle yemeğinin yetersiz, sağlıksız ve hızlıca geçiştirilen bir öğüne dönüşmesi kaçınılmaz oluyor. Sindirimin zorlaştığı öğle vaktinde ne yediğimiz ve nasıl yediğimizle ilgilenmenin önemini kavramak yemekten sonraki yoğunluğu atlatmak için bize gereken enerjiyi sağlayacaktır. Yavaş yemek hareketi tüm bu koşuşturma esnasında size farkındalık ve bilinç kazandırarak temiz ve sağlıklı bir yeme alışkanlığı edinmenizi sağlamaya çalışan bir hareket.

Kolayca kilo verin

Sadece daha yavaş yemenin kilo vermenize yardımcı olabileceği kulağa harika gelmiyor mu? Yapılan birçok araştırmada yeme hızının düşürülmesinin kalori alımını azalttığı gözlemlendi. Bilim insanları bu durumunun sebebini beynin doygunluk hissine 20 dakikada ulaşması olarak gösteriyorlar. Yani, yemeğimizi 20 dakikada değil de 10 dakikada bitirdiğinde geri kalan 10 dakikalık zamanda da yeme ihtiyacımız devam ediyor. Bu durumda minik bir açlık krizine ve akabinde ekstra olarak bir şeyler tüketmemize yol açıyor.

Yemeğinizden keyif alın

Acele bir aktiviteden ne kadar keyif alabiliriz? Konu bir şeyler yemeğe geldiğinde de bu durum değişmiyor. Yapılan araştırmalar sonucunda aynı yemeği yiyen iki farklı gruptan yemeğe bakarak yiyenlerin başka bir şeyle ilgilenirken yiyenlere oranlara daha fazla haz aldıkları belirlenmiş. Her durumda olduğu gibi yemeklere de ilgi şart!

Daha sorunsuz sindirin

Yavaş yemek alışkanlığı edinmeye başladığınızda bu durum beraberinde yavaş çiğnemeyi de getirir. Sindirimin ilk aşamasının çiğneme olduğunu dikkate alırsak çok daha sorunsuz bir sindirim sürecinin başlangıcını kusursuz bir şekilde başlatmış olursunuz.

Stres seviyenizi azaltın

Daha yavaş ve sakin bir yemek deneyimi sırasında tüm vücudumuz bu duruma adapte olur. Acele ederek yemek yediğimizde kan basıncımız yükselir, beynimiz bir tehdit altında olduğunu düşünerek buna göre bir tepki geliştirebilir. Bu durumları tersine çevirmek ise yemeğimizi sakin bir şekilde ve yavaş bir şekilde tüketmekten geçiyor.

Fast food eğiliminizin üstesinden gelin

Fast food ağırlıklı olarak beslendiğimizde kaçınılmaz olarak yemeğini çok hızlı tüketen bireylere dönüşürüz. Bu durumun temelinde o yiyeceklerin oluşturulurken çok rahat ve hızlı tüketilmesi amacı yatar. Fakat bu, tüketicilerin çok daha fazla boş kaloriyi doygunluk hissine ulaşamadan almasına yol açar. Sağlıklı öğünleri yavaş tüketmeye başladığımızda ise yukarıdaki dört maddede belirttiğimiz etkileri hissetmeye başlarsınız. Bu durum fast food yiyeceklerle olan bağlantımızı oldukça zayıflatacaktır.

Aşure Gününün Hikayesi

Eylül ayı da bitti! Yazın son demlerini yaşadığımız bu dönemde, artık kışa doğru uzun bir yola çıkıyoruz. Sıcakların ardından gelen soğuk havalar sizi üzmesin. Eylül bitse de ucunda güzel bir son var. Aşure günü!

Lezzetiyle her yaştan insanın üzerinde enfes bir iz bırakan Aşure, nesilden nesile sürdürdüğü şöhretini bugünlere getirmeyi başardı.

Sizi bu ayın hikâyesine doğru bir yolculuğa çıkarmaya davet ediyoruz. Biliyoruz ki Aşure’nin hikayesi en az kendisi kadar özel…

Aşure, her ne kadar Osmanlı döneminde bilinirliğini arttırsa da tarihi Nuh Tufanı’na kadar dayanmaktadır.

Hz. Nuh, tufanın başlamasıyla birlikte bir gemi inşa eder.  Her cinsten ikişer canlıyı gemiye alır. Beklenen tufan gelir. Dünya üzerinde yaşayan canlılardan sadece gemide yaşayanlar kurtulur.

Kıtlıktan Doğan Bereket

Gemide geçirilen zaman uzadıkça, yolcuların beslenebileceği erzak  gittikçe azalır. Gemide depolanan yiyeceklerden geri kalanlardan bir çözüm yaratılır. Kalan bu malzemelerden çorbalar kaynatılır. O zamanlarda yaratılan bu yemeğe ise Aşure ismi verilir.

Geçmişten Gelen Bir Gelenek

Aşure’nin ortaya çıktığı bu dönemde insanlık tarihinde de çok önemli olaylar gerçekleşir. Bu yüzden kendisine apayrı bir yer edinir, yüzyıllar boyunca değişmeyen bir geleneği bir parçası haline gelir.

Kaynak: goodluck.com.tr

Hicri senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Aşure Günü olarak kabul edilir. Diğer günlere göre daha mübarek ve bereketli bir konumu olduğuna inanılmaktadır. Bu inanışa göre kazanlarca Aşure kaynatılır. Aşure dağıtan gönüllülere ise “Aşure Sebilcileri” adı verilir.

Kazanlar kaynamaya başlasın. Mutluluğunuz paylaştıkça artsın.

 

Afiyet Olsun!

NOHUTA BAYILANLARIN SEVDİĞİ MEZE: HUMUS

Humus, sevmeyenlerin bile sonradan bayılarak yediği nohut, tayin, limon suyu ve karabiber karışımından oluşan harika bir meze çeşidi. Birçoğumuzun ekmek arasına sürdüğü ve yemeklerimize bol keseden bandığı humusun tarihine gelin birlikte bakalım.

Üzerine birçok tartışma çıksa da humus, nohut ve tahine sarımsak, limon suyu, tuz, zeytinyağı ve kırmızıbiber eklenerek yapılan bir Ortadoğu mezesidir. Humus kelimesinin Arapçada nohut anlamına gelmesi ve Suriye’de Humus kentinin bulunması durumu özetliyor. Kökeni Ortadoğu olsa da Hatay ve Mersin yemeklerinde sofraların vazgeçilmezidir. Özellikle Ortadoğu bölgesinde kahvaltılık olarak tüketilse de Avrupa ve Amerika’da çok sık tüketilen bir meze çeşidi haline gelmiştir. Hatta Amerika’da özellikle cipsle birlikte tüketilen bir meze haline gelmiştir. Böylelikle her kültürde farklılaşarak zenginleşmiş ve damak tatlarına göre çeşitlenmiştir.

Henüz denememiş ya da denemiş iseniz hazırladığımız enfes humus mezemize buradan ulaşabilirsiniz. Şimdiden afiyet olsun. 🙂

CEVİZ VE BADEMİN HAYAT KURTARAN FAYDALARI

Ceviz, insan beynine benzerliği nedeniyle alay konusu olsa da zihin açtığı ve beyni geliştirdiği yadsınamaz bir gerçek. Ceviz, ağırlığının büyük bir bölümünü içerdiği yağlardan alır. Ancak bu yağlar doymamış yağlardan oluştuğundan endişelenmeye gerek yok.

Düzenli ve bilinçli kullanımında insan sağlığına birçok yönde fayda sağlamaktadır. Kalp rahatsızlıklarından, kolesterolün dengelenmesine, zekâ gelişiminden, kemiklerin güçlenmesine kadar birçok faydası bulunmaktadır.

Ayrıca ceviz, içerdiği yüksek Omega 3 yağları ile kalp ritmini düzenler ve kalp krizi riskini yüksek seviyede engeller. Günlük ortalama 3 ile 4 adet ceviz yiyen kişi Omega 3 yağının büyük bir çoğunluğunu almış olur.

Uzmanlara göre düzenli ceviz tüketimi kanser hücrelerine zarar veriyor ve dolayısıyla kansere yakalanma riskini azaltıyor.

Ceviz aynı zamanda saç ve cilt bakımı için de çok faydalı bir besin kaynağıdır. Cildin yenilenmesini ve canlı kalmasını sağlar. Özellikle ceviz yağı saç bakımında da oldukça etkilidir. Yüksek oranda Omega 3 ve Omega 6 içerdiğinden saç köklerini güçlendirirken saç dökülmesini önlemeye yardımcı olur. Saç tellerini güçlendirir ve büyümeyi hızlandırır.

 Badem

Badem de ceviz kadar oldukça faydalı bir besin. Yüksek kalitede protein kaynağıdır. Özellikle protein alamayan kişiler için badem yemeleri uzmanlar tarafından önerilir. İçerdiği yüksek doymuş yağ oranıyla kolesterolü düşürmek için önerilen besinler arasındadır.

Badem, uzmanlar tarafından kalp sağlığının korunması için önerilen gıdalar arasında yer alır. Bunun temel sebebi antioksidan bakımından oldukça zengin olmasıdır.

Bademin öne çıkan diğer faydalarından birisi de diyabet hastalarının kan şekerini dengeliyor oluşudur. Bir avuç badem yiyerek kan şekerini dengeleyebilirsiniz.

Uzmanlar, meyvelerin bademle birlikte tüketiminin glisemik indeksi düşüreceğinden daha uzun süre tok kalınabileceğini söylüyor.