boza-tarihi

Kışın Sembolu Olan İçecek: Boza ve Boza’nın Tarihi

Türkler’de Boza

Malum kış devam ediyor ve biz de özellikle kış gecelerinin vazgeçilmezi, Türk yeme-içme kültürünün biricik içeceği olan Boza‘yı biraz daha derinlemesine incelemeye karar verdik. Düşünün ki bir içecek, İsa’dan önce 9000 yılında bile yapılıp içildiği iddia ediliyor ve günümüzde halen Türk yemek kültürünün önemli bir parçası…

Boza Türkçe’ye Farsça darı ezmesi anlamına gelen “buze” kelimesinden geçmiştir. Moğollarda ise boza “bodso” adıyla anılmaktadır. Arapça’da “maü’d-duhn” olarak geçer ve akdarı suyu anlamına gelmektedir. Genel olarak beyaz darıdan yapılan, yoğun kıvamlı, mayalı bir içecektir.

Tarihte ilk olarak İÖ 9000-8000 yıllarında Mezopotamya’da ya da Doğu Anadolu’da yapıldığı iddia edilmektedir. Ancak Yunan tarihçi Ksenophon (İÖ 430-355), İÖ 401 yılında Doğu Anadolu’da boza yapıldığından yazılı olarak söz eder. Orta Asya Türkleri tarafından 9.yy.’da içilmeye başlanmış olup oradan Kafkaslara ve Balkanlara yayıldığı söylenmektedir.

Boza Nasıl Yapılır?

Boza yapılırken, beyaz darı, değirmende çekilip, un haline getirilir. Elenerek kabukları ayrılır, sonra da biraz sulandırılarak kendi haline bırakılır. Bu haliyle serin ve hafif mayalanmış bir bulamacı andırır. Mayalanma sırasında karbondioksit açığa çıkar. Bu nedenle kabarcıklanma oluşur. Açığa çıkan karbondioksit ile mayamsı ekşi tadı ve kokusu, bozanın elzem miktarda da olsa (%1 ya da 2 ) alkol içerdiğinin kanıtıdır.

Bozacının Şahidi Şıracı

16.yy.’da iki tür bozanın varlığından bahsedilmektedir. Bunlardan ilki, içildiğinde insanı sarhoş edecek kadar alkol içeren ekşi bozaydı. Osmanlı’da içkinin yasak olduğu dönemlerde akşamcılar birkaç kadeh ekşi boza içerek sarhoş olmanın yolunu bulmuşlardı. Dilimizdeki “Bozacının şahidi şıracı” deyişi, bu ilişkiyi ifade eder.

16.yy.’da Şeyhülislam Ebussuud Efendi (1490-1574) bu akşamcıları görmüş olacak ki, islam dinine aykırı olduğu gerekçesiyle bozayı yasakladı. Bozanın satıldığı bozacıya gitmek de meyhaneye gitmekle aynı suç olarak sayıldı. Ama yine de diğer türü olan tatlı boza ise haram sayılmıyordu.

Esnaf-ı Bozacıyan

Evliya Çelebi’nin (1611-1685) Seyehatnamesi’nde “esnaf-ı bozacıyan” başlığı altında yer alan bilgiye göre 17.yy.’da İstanbul’da 300 dükkanda 1005 bozacı çalışmaktaydı. Yine aynı başlıkta başka bir boza çeşidi üreten esnaflara da yer verilmiştir. Bu esnaflar 40 dükkanda 105 kişi olarak çalışıp, Tekirdağ darısından süt gibi beyaz ve çok koyu bir boza elde ederlerdi. Yararlı olduğuna inanılan bu boza çeşidinin alkollü olmadığı bilinmektedir.

Eski İstanbul’un ünlü Vefa bozası, bir Arnavut olan Hacı Salih Bey tarafından 1870’lerde üretilmiş ve 1876’da onun kurduğu Vefa Bozacısı, günümüze dek varlığını korumayı başarmıştır.

Osmanlılar bozayı içine halis üzüm pekmezi katarak içerlerdi. Bozanın bir başka versiyonu da ekmekten yapılanı olup içine pekmez yerine şeker konulurdu. Çok besleyici bir içicek olan bozanın fazla mayalanmış (ekşimiş) haline ve sarhoş edenine “mırmırık” denirdi. Sert mırmırık, içenlerde sarhoşluk etkisi yaptığından içki niyetine kullanılırdı. Rumeli’de Arnavutluk ve Sırbistan’da yaygındı. Arnavutluk’tan da İstanbul’a geçmiştir.

Sonuç olarak boza bir kış içeceği ve eğlenceliğidir. Bugüne kadar üzerine leblebi, tarçın, rendelenmiş muskat ve zencefil serpiştirilerek tüketildiği izlene gelmiştir.

Bu vesileyle Mealbox ailesi olarak “İçecek” reyonumuza ve yeni gurme içecek çeşitlerimize bir göz gözderminizi tavsiye ederiz.

“Kışın Sembolu Olan İçecek: Boza ve Boza’nın Tarihi” üzerine bir düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir